NİKSAR GÖNÜLLÜSÜ CİHAT TAŞKIN’ dan…
90’lı yıllardı.. Bir belgesel çalışması nedeniyle İtalya’nın Ancona ili Montecarotto köyüne gitmiştim. Yörede bulunduğum günlerde bazı sokak ve caddelerde motorlu taşıtlara “klakson çalma yasağı” uygulaması dikkatimi çekmişti. Şaşırmış ve düşünmüştüm.
Nedenini öğrenmem fazla uzun sürmedi. Sordum, söylediler; sadece o köy ve o ilçede değil, tüm ülkede tarihi ve eski kültür yapılarının çevresinde motorlu araçlara hız ve ses denetimi getirilmiş. Nedeni; motorlu araçların çıkardıkları aşırı gürültü ve klakson seslerinin eski yapıların sıvalarında hasar yaratma riski.
İtalya’da korumaya yönelik bu disiplinin diğer birçok batılı ülkede de başarıyla uygulandığına tanık oldum. Doğru ve akla yatkın..
* * * * *
Yukarıda anlattığım anımın belleğimde yeniden canlanmasına neden olan şey, Niksar’da gözlemlediğim bazı olumsuzluklardı.
Tarihe, tarihsel ve kültürel değerlere saygı ya da kent kimliğini korumaya yönelik çabalar her uygar toplumda saygıyla karşılanıyor, destekleniyor. Bizde de tarihsel, sanatsal ve kültürel değeri olan her şey korunmalı. Mutlaka korunmalı çünkü; onlar bizim geçmişimizle olan bağlarımızın ifadesidir, kanıtıdır..
Keşfi Meydanında bulunan tarihi Taşbina’nın altında büyük iş makinesiyle yapılan çalışma sırasında tarihi yapıda oluşacak hasar ne denli önemliyse, yüksek tonajlı motorlu araçların üzerine çıktığı Roma Dönemi yapısı olan tarihi Leylekli Köprü’ye vereceği hasar da o denli önemlidir.
* * * * *
Koruma, tarihi kentlerde öncelikli disiplinler arasında yer alır, almalıdır. Tarihi eserlerin, kültür yapılarının, geleneksel değerlerin, doğal ve jeolojik miras niteliği taşıyan her şeyin korunması gerekir.
Restorasyonu yeni tamamlanan tarihi Talazan Köprüsü’ne verilen hasarı yöre sakinleri “Define aranmıştır..” biçiminde ve serinkanlılıkla yorumlamaktadırlar. Bu yaklaşım gerçekten de çok üzücü. Oysa, köprü taşlarında servet aramak yerine ilçedeki tüm köprülerin Niksar için çok önemli birer değer olduğunun bilincinde olunması gerekmez miydi?
Kimi devletler köylerindeki tarihi yapıların sıvaları hasar görmesin diye motorlu araçlarına hız ve gürültü kısıtlaması getirirken biz neden var olan birkaç eserimizi korumaktan ve korumaya yönelik disiplinler geliştirmekten yoksunuz, anlamakta güçlük çekiyorum..
* * * * *
“Koruma” konusunda yetersiz ve bilgisiz olabiliriz. Bu mümkündür..
“Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp” demiş atalarımız. Madem böylesine görkemli bir geçmişe sahip bir yerleşimi emanet almışız, bizden sonrakilere, kenti tüm değerleriyle korunmuş olarak teslim etmeliyiz. Dağdaki geven otundan, deredeki çakıl taşına kadar, Ayvaz’daki mozaiklerden, Develik Kervansarayı kalıntılarına kadar her şeyi korumamız gerekir.
Korumalıyız, bilmiyorsak öğrenmeliyiz. Bunu kentimiz ve çocuklarımızın geleceği için yapmalıyız.. Niksar için yapmalıyız.
